• icon Paltolar ve Cübbeler
  • icon Her Bahar Geldiğinde
  • icon Narsisizm; Yalnızlığın Sidikli Kontesi

Yıldız

 

 

The Journey- Cihangir Gümüştürkmen

 

Doğacak yıldızı bekleyen üç arkadaştılar.

İçlerinden biri, birilerinden duymuştu bunu ve diğerlerine anlatmıştı. Çok heyecanlandılar. Uzundur kendilerini böyle heyecanlandıracak bir şey olmadığı içindi belki de hayatlarında. Herşey oldukça tekdüze ve heyecansız adeta mecburi bir tarzda akıp gidiyordu çünkü. Bunu ilk duyan başka şeylerde duymuştu. Eğer bu yıldızı gördüğünde ona gözünü ayırmadan 5 dakika  bakabilirsen -bunu başarabilen fazla kişi yokmuş, çünkü yıldız çok parlak olduğu için 5 dakika boyunca bakmayı başarabilen çoğu kişinin artık gözlerinin görmediği söyleniyormuş- o an ilk ne dilersen o gerçek olurmuş. Bu o kadar inanılmayacak kadar güzeldiki hepsi inanmayı tercih etti. En azından bu yıldızı beklemek için bir amaçları vardı. Sözleştiler ve beklemeye başladılar. Bir plan yaptılar aralarında. Yıldızı beklerken sırayla uyumaya karar verdiler. Birisi uyurken diğer ikisi onu gözleyecekti. İki kişinin gördüğü bir kişinin gördüğünden daha inandırıcı olurdu. Eğer sadece biri gördüm derse diğer ikisi ona inanmayabilirdi. Aslında bu yıldızı göreceklerine dair hiçbirinin içinde inanç olmadığı için de böyle bir karara varmış olabilirlerdi. Şüpheden dolayı birden iki doğmuş olabilirdi. Bu sadece bir varsayımdı ama bu bekleyişin onlar için uzun bir bekleyiş olacağı kesindi. Belki de böyle bir yıldız yoktu yahut vardı da onların görebilmeleri imkansızdı ya da görenin dilediği ilk şeyin gerçek olduğu da belki sadece söylentiydi. Hatta ve hatta  görmeyi başarabilenlerin gözlerinin artık görmediği de tamamen bir uydurmaydı. Bunların hepsi olabilirdi ama bu varsayımlar ya da şüpheler onları bekleme fikrinden vazgeçirecebilecek kadar güçlü olamadı inançlarının karşısında. Oturup gözlerini gökyüzüne dikip bir süre sessizce beklediler. Görünen bir şey olmadı.  Ama daha yeni başlamıştı bu bekleyiş ve hemen vazgeçmek gibi bir düşünce akıllarında henüz yeşermemişti bile. Arada sohbet ettiler. Hayallerinden bahsettiler. Bu beklemede çok ilginç konulardan konuştular. Birbirlerinin hiç bilmedikleri hayallerini öğrendiler. Şaşırdılar. Yanyana yaşayıp da  bunları nasıl olup da bilmediklerine hayret ettiler. Sonra artık ilk şaşırdıkları şeylere şaşırmaz oldular. İlk uyuyan yıldızı ilk duyan oldu. O kadar uykusu gelmişti ki artık dayanamadı. Gözleri karanlıkta yıldızlar üzerlerine düşerken kapandı. Derin uykulara daldı, ilginç rüyalar gördü. Uyandığında bunları diğerlerine anlattı. Rüyaların yorumlarını yaptılar, dilleri döndüğünce. İyi dilekler dilediler, gülüştüler. Bu sırayla böyle gitti. Bazen hiç rüya görmedikleri de oldu. O zaman anlatacak bir şey olmadığı için sustular. Karınları acıktığında yemek yediler. Yedikleri yemekler üzerine konuştular daha sonra uzun uzun. Yemeklerden konuşmak onları çok eğlendirdi. Bundan sonra bunu hep yapalım dediler. Ama bir süre sonra bu sohbetten de sıkılır oldular. Ve yemeklerini yedikten sonra hiç konuşmadılar. Her biri kendi düşünceleriyle başbaşa, sessizlik içinde oturdular. Oturdukları için tuvaletleri daha sıkça gelir oldu. Tuvalette daha çok zaman geçirmeye başladılar. Bir süre sonra birisi diğerlerinden ve bu uzun bekleyişten sıkıldığını farketti. Bunu diğerlerine söyleyemedi. Ama diğerleri bunu anladılar. Kaçamak bakışlarından, daha çok susmasından, arada iç çekmesinden… Bir süre sonra sıkılan artık bu sırrının kendisini boğacağını farketti. Dayanamadı ve paylaştı diğerleriyle. Bunu söyleyeceğini biliyorlardı ve bekliyorlardı. Hazırlıklıydılar ama gene de üzüldüler. Sessizce vedalaştılar. Kalan ikisi beklemeye devam etti. Umutlarını arada kaybeder gibi oluyorlardı ama sonra birbirlerini yüreklendirip yeniden yıldızı görebilecekleri umuduna sarılıyorlardı. İki kişi kalınca daha çok birbirleriyle yüreklerini paylaşır oldular. Daha çok birbirlerini dinlediler. Birbirlerinin gözlerine daha çok baktılar. Daha çok sessizliği paylaştılar ve bundan daha çok zevk aldılar ama bu da uzun sürmedi. İkilik bir süre sonra cazip gelmemeye başladı. Sıkıldı birisi daha. Daha çok kişiye ihtiyacı olduğunu farketti. Yıldızı beklemekten daha önemli yapacak işleri olduğunu anladı. Ama bunu diğerine söyleyemedi. İki kişi içinde bir sırrı saklamak daha zordu. Daha çabuk açığa çıktı bu kez. Söylemeden anladı diğeri. Sordu önce, diğeri inkar etti. Ama ısrar etti anlayan. En sonunda pes etmek zorunda kaldı. Bu sefer ki ayrılış ilk vazgeçenin ayrılışından daha hüzünlü oldu nedense. İlk kez ağlaştılar. Öpüştüler. Sarıldılar. Ve uğurladı sıkılanı yıldızı ilk duyan. Tek başına kalmıştı. Ama vazgeçmeyecekti. Eğer böyle bir yıldızı duymuşsa ve bu söyleniyorsa mutlaka doğruluk payı vardır dedi. Beklemeye devam etti.

 

 

Woman With Star - Cihangir Gümüştürkmen

 

Sabırla; günlerce, gecelerce... Hiç vazgeçmedi. Vazgeçen ikisi hiç geri gelmedi, merak dahi etmediler, ne yıldızı, ne de onu görmeyi bekleyen diğerini. İçi sızladı zaman zaman bu aklına gelince. Ama üstesinden geldi bu duygunun. Derin nefesler aldı; beklemeye devam etti. Bir gün o yıldızı göreceğinden emindi hatta gördüğünde kör bile olacağını bilse vazgeçmeyecekti. Onu gördüğünde ne dileyeceğini bile bilmiyordu. Yıldızı ilk duyduğunda bir dileği vardı belki ama unutmuştu. Oysa o yıldızı duyduğu andaki heyecanını hiç unutmamıştı, inanmıştı ve beklemeye devam edecekti. Günlerce daha sonra aylarca hatta yıllarca beklemeye devam etti. Ne kadar beklediğini bilmiyordu. Bir ara farkeder gibi oldu ama sonra unuttu gene. Ama ilk kez farkettiği bir şeyi hiç unutmadı; inancı bir yıldızı doğuramasa bile diğer bütün yıldızların parlamaya devam etmesini sağlayacaktı. Beklenen yıldız tüm azametiyle doğduğunda artık onun doğuşunun bir önemi kalmadığını biliyordu, bu yüzden ona bakmadı bile. O zaten olması gereken yerdeydi hep, diğer bütün yıldızların arasında.

Aylin Yabanoğlu

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile