Dünyaya geldik ve onu algılamaya başladık, yavaş yavaş gelişerek büyüdük. Serpildik, yetişkinliğe adım attık ve ostrojen ve testosteron hormonlarımız faaliyete geçti. Bu, doğanın erkeksek Havva’mızı, kadınsak Adem’imizi aramaya çağıran sesidir. Ve üzerine şiirler yazılan, resimler çizilen, sonsuz mutluluklarla ve derin acılarla beslenen bir yola adım attığımızı gösteren de bir işarettir. Yazının tamamı MAGAZİNA ZEN Astroloji Bölümünde
5.ev ve 8. ev… Astrolojiyle ilgisi olmayan insanlar için bu kavramlar pek bir şey ifade etmeyebilir ama bu iki ev, insan yaşamı içinde bazen oldukça keyifli, zaman zaman sancılı ama her zaman oldukça yoğun yaşanılan iki yaşam alanıdır. Hatta bazı zamanlarda yaşamımızı kontrol edebilecek güce bile sahiptirler. Yazının tamamı MAGAZİNA ZEN Astroloji Bölümünde
jQuery Modules Joomla Tabs
    Bazen bazı gezegenler, doğum haritasında bulundukları konumları yüzünden, kimliğinizi yani Güneş’ inizi rahat ifade etmenizi önleyici durumlar yaratabilirler. Örneğin Güneş’iniz Aslan burcundayken, Mars yengeç burcundaysa, bir Aslan gibi kükremezsiniz, savaşınızı verirken. Bir Yengeç gibi içinize çekilir, kendinizi korumaya alır, duygusallaşır, saldırıya değil savunmaya geçer, için için öfkelenip kızgınlığınızı dile getiremezsiniz ve sonuçta ya ani öfke patlamaları yaşar, ya vur kaç yapar ya da hayattan geri çekilip depresyona girersiniz. Ya da her saldırıyı sadece size karşı değil ailenize karşı yapılmış bir saldırı şeklinde algılayabilirsiniz veya ailenizi ve aile değerlerinizi korumak sizin hayat amacınız haline gelebilir. Bu durumda da Mars’ınızı sağlıklı ifade...
  İlim ilim bilmektirİlim kendin bilmektirSen kendini bilmezsinYa nice okumaktır…Yunus Emre                                      "Tanrım! Yarattığın düzene hayran oldum. Ama keşke, bunu farketmem için "biz" e bu kadar acı çektirmeseydin." Yaşamın herhangi bir noktasında, içinizdeki "BEN" in kim olduğunu ve neden dünyada bulunduğunuzu sorduğunuzda, size bunun yanıtını verebilecek olan astroloji, bir sembol okuma sanatıdır. Kökeni Babil İmparatorluğu’ na kadar dayanan bu kadim bilim dalı, yüzyıllar boyunca krallara hizmet etmiş, doğa olaylarını öngörmeye yardımcı olarak gücün hizmetinde olmuştur.Astrolojinin tarih boyunca gelişimi Antik Yunan Uygarlığınca devam etmiş, daha sonra ise bu bilimi Yunanlılardan öğrenen Arap alimleri, öğrendikleri bu bilimi geliştirerek astrolojinin matematiksel temellerini sağlamlaştırmışlardır. Bu süreç içerisinde...

Beethoven - Moonlight Sonata

Astroloji Aşkın Derin Sularında- 2.Bolum

18. 09. 16
posted by: Administrator

Yazının 1.bölümü için aşağıdaki linke tıklayınız...

http://www.magazina.biz/index.php/astroloji/31-astroloji-askin-derin-sularinda-2-bolum

 

 

Desire- Paul Curtis

  1. evde yengeç burcunun bulunması kişinin sürekli aşık olduğu kişiyi duygusal olarak beslemeye kendisini zorunlu hissetmesine ve bu tarz davranışlar içine girmesine sebep olur; kişi aşık olduğu kişiye annelik etme ihtiyacı içindedir. Kişi ancak karşısındakini bir anne gibi koruyup gözettikçe, ona yemekler yapıp karnını doyurdukça keyif alır, mutlu olur. Ayrıca aşık olduğu kişinin sürekli yanında, eteklerinin dibinde bulunmasını ister. Tıpkı bir anne gibi… Bu aşırı koruyucu, kollayıcı ve sahiplenici davranış biçimi aşık olunan kişinin üzerinde duygusal bir baskı oluşmasına sebep olabilir. Çünkü aşk ve annelik çok farklı iki kavramdır.

Ayrıca kişinin aşk yaşamında annenin etkisinin çok fazla olacağını ve kişinin sık sık annesinin müdahalesi ile karşılaşmak durumunda kalacağını da söyleyebiliriz.

 

Ayrıca 5. evde su grubu burçlar bulunduğunu varsayarsak bir ateş evi olan 5. evin su baskınına maruz kalması sebebiyle, bu durum kişinin iç dünyasında dalgalanmalara da sebebiyet verebilir. Bu yüzden de aşk ve yaratıcılık da dahil 5. evin temaları kişi tarafından depresif bir bakış açısı ile yaşama geçirilir; kişi her an dalgalanmaya, inişli çıkışlı ruh hallerine ve mutsuz olmaya eğilimlidir.

 

  1. evde boğa burcunun bulunduğunu varsayarsak boğa burcu maddeye bağlı ve tensel bir burç olduğu için, bu ev kişinin yaşamında aşkı yaşarken bedensel zevklerin daha fazla öne çıkmasına sebebiyet verebilir. Aynı zamanda kişide aşık olduğu kişilere karşı da aşırı bir sahiplenme görülebilecektir. Ayrıca boğa burcu yaşamdan keyif almak isteyen ve huzur arayışı içinde olan bir burç olduğundan aşk ilişkilerine de bu gözle bakabilecek ve aşkı yaşarken hiç bir şeyi sorun etmeyen bir kimliğe de bürünebilecektir ve karşısındakinden de kendisine huzur vermesini bekleyecektir. Aşık olduğunda ya da aşkı yaşarken 5. evinde boğa burcunun bulunduğu kişilerden hoplayıp zıplamalarını beklemek oldukça hayalci bir yaklaşım olur. Ama karşısındakine oldukça fazla maddesel ve bedensel zevk de yaşatabilir bu süreçte…

 

  1. evde terazi burcunun bulunduğunu var sayarsak hava grubu bir burç olan terazi aşka daha rafine ve artistik yaklaşımlar getirebilecektir. Kişi aşklarını adeta şov yapar gibi ya da bir tiyatro sahnesinde oynarmış gibi yaşayabilecektir. Ayrıca karşı tarafa da aşırı bir değer yükleyerek karşısındaki kişinin kendisini kral ya da kraliçe sanmasına sebep olabilecektir. Aşk söz konusu olduğunda terazi burcu mutlaka sevdiklerine jestler yapmak isteyecek ve karşı tarafın isteklerini de en az kendisinin ki kadar önemseyecektir. Böyle bir kombinasyonda kişi aşk ilişkilerinde kendisini dengeleyecek bir kişinin arayışı içinde olabilecektir. Ayrıca mutsuz olunan aşk ilişkilerinde de kişinin kısa süren bir denge kaybı ve dalgalanma yaşaması muhtemeldir.

 

5.evde balık burcunun bulunduğunu varsayarsak, Neptün etkisiyle kişi platonik aşklar yaşamaya meyilli bir kişi olabilir. Kişi aşık olduğunda hayallere dalabilir ve bir aşkı yaşamaktansa hayalini yaşamak, onu belki de daha fazla mutlu edebilir. Hatta çoğu zaman kişi aşık olduğunu dahi sanabilir.

 

Ayrıca aşık olduğunda ve bir beraberlik içine girdiğinde, ilişkide sürekli bir fedakarlık içine girmesi ve kendini aşık olduğu kişiye adaması, ayrıca aşık olduğu kişiyi gerçekte olduğundan çok farklı algılıyor olması da muhtemeldir. Ayrıca yaşadığı aşka kendini çok fazla kaptırarak gerçeklikten ayaklarının kesilmesi de muhtemeldir.

Bu evdeki balık burcu ya da Neptün, aşk ilişkilerinde kişinin aldanmaya ve kandırılmaya da yatkınlığını gösterir. Kişi kendisi de kandırmaya ya da aldatmaya meyilli olabilir.

 

  1. evdeki Neptün ve balık burcu aşka şairane bir bakış açısı da getirebilir. Ve aynı zamanda da kişiye sanat yeteneği vermesi muhtemeldir. Kişi aşkını oldukça yaratıcı bir şekilde Neptün kanalı ile ifade edecektir; özellikle de bu yaratıcılığını şiir, sinema ya da müzik dallarından biri ile hayata geçirebilir ve eserler verebilir. Aşk burda kişinin yaratıcılığını besleme kaynağı olabilir.

 

  1. evdeki koç burcu, aşk ilişkilerine oldukça ben merkezli bir bakış açısı getirebilir. Koç burcunun bulunduğu alan yaşamda ki savaş alanımız olduğundan, 5. evde koç burcu olduğunda kişi aşk ilişkilerini savaş hali gibi algılayabilir. Kişi aşkı yaşarken oldukça hevesli, canlı ve çocuksu ama aynı zamanda ateşlenmeye de her an hazır davranışlar sergileyebilir. Ayrıca koç burcunun olduğu alan kimliğimizi daha fazla öne çıkartmak istediğimiz alandır. Bu yüzden kişi aşk ilişkilerinde öncelikle kendini düşünüp, sürekli ben diyebilecektir.

 

  1. evde oğlak burcu bulunduğunu varsayarsak, kişi geleneksel değerlere daha yakın duran bir tavır sergileyebilir ve oğlak burcunun getirdiği kısıtlama ile aşk duygusunu özgürce yaşayamayabilir.

Çoğunlukla daha çok ailelerin ya da yakın dostların tanıştırdığı ilişkiler, bu burçlar için aşk kavramının hayatlarına girmesine sebep olur. Aşkta ise duygularını özgürce ifade etmekten kaçınarak, davranışlarını sürekli kontrol etmek durumunda kalabilirler. Geleneksel yollarla başlayan aşkları ise oldukça uzun süreli olabilecek ve oldukça sadık bir sevgili olabilecektir.

Toprak burçları ve sabit nitelikteki burçlar özellikle 5. evde aşka sadakatli yaklaşımlar getirir.

 

8.ev:

  1. ev ile 8. ev arasında özel bir bağ bulunmaktadır. Bu bağ, aşık olup ardından tensel yakınlaşma ve cinsel birleşmeye ihtiyaç duyulması tanımıyla daha net anlaşılabilir.

 

  1. evde -aslan burcunun evi ve yaratıcı enerji ile dolu olması sebebiyle- enerji yüklenirken, 8. evde bu enerjiyi boşaltmak ihtiyacı hissederiz. Bu enerjiyi boşaltırken engellerle karşılaşılması, boşaltılamaması ya da enerjinin boşaltılmasından yeterince haz alınamaması durumu kişiyi 8.evin temsil ettiği diğer temalara doğru yönlendirebilir. 8. ev oldukça karanlık bir evdir. Ölüm ve ölüm ötesi konular bu evin temaları arasındadır. Cinselliğin sağlıklı yaşanamaması karşısında hep bilinçaltı kaynaklı geçmiş yaşam izlerinin aranması ve çoğunlukla her izin arkasından ölüm ve ölüme dair korkuların çıkması cinsellik, yaşam ve ölüm arasında ne kadar ince, görünmez ama güçlü bir bağ olduğunu göstermektedir. 8. evde bulunan burç ve gezegenler bu enerjiyi ifade ediş kanallarımızdır.

 

Yaşamın sürmesi için kadın ve erkeğin cinsel birleşmesine ihtiyaç vardır. Doğanın kurgulaması bu yöndedir. Bu yüzden yaşamımızda oldukça hayati bir evdir 8. ev.

 

  1. ev akrep burcunun evidir.

 

Dönüşüme hizmet eden karanlığın hükümdarı akrep burcu, gücü, ortak değerleri ve elbette seksi ve ölümü temsil eder.

Akrep burcu kaynaklar birleştirildiğinde ancak gücün sağlanacağını düşünür ve bunun için çabalar. Ayrıca gücün devamlılığının sağlanması için sağlam bir kontrol mekanizması geliştirmesi gerektiğini düşünür. Bu yüzden güç ve kontrol akrep burcu için ayrılmaz iki parçadır. Yaşam doğum üzerine kurulu olduğuna göre, doğum için fiziksel olarak kadın ve erkeğin cinsel birleşmesinin gerçekleşmesi yani bir ortaklık kurulması gereklidir. Ortak değerler oluşturulurken elbette ki bu pek de kolay olmaz, kişi yoğun deneyimlerden geçmek durumundadır. Benim değerlerimi bizim değerlerimize dönüştürmek sanıldığı kadar kolay değildir. Bizim değerlerimiz içinde en önemli olanı elbette ki bedenlerin paylaşımı olan cinsel birleşmedir. Bu konu insanlık tarihinin hep en önemli sorunlardan biri olagelmiştir ve hala tabu halini aşabilmiş değildir.

İnsanın varlığının devamını sağlayan bu konu, insanlığın önüne sürekli çıkan bir engel gibi daima sorunların temelinde yatan, aşılması ve çözülmesi gereken bir konu olmuştur. Duyguların paylaşımı sözkonusu olduğunda bunu büyük bir coşkuyla dile getiren insanoğlu, bedenlerin paylaşımı sözkonusu olduğunda bunu çoğu zaman kendine saklamayı, bir utanç vesilesi saymayı, hatta mümkün mertebe üzerinde konuşmamayı, konuştuğu zamanlarda ise oldukça farklı aktarma biçimleri seçmeyi kendisine ilke edinmiştir. Seks, üzerinde doğrudan konuşulmaması gereken bir konu olduğu gibi, yaşanırken de gizli saklı yaşanmasının gerekliliği, insanlığın büyük çoğunluğu tarafından adeta gizli bir anlaşma yapılmışçasına kabul edilmektedir. Seksin utanç ve ayıp duygularından arındırılarak söz konusu edilmesi de sık rastlanan bir durum değildir.

 

Peki nedendir cinsellik üzerinde dönen bu kadar utanç ve suçluluk duyguları, cinselliğin sağlıklı yaşanamaması nelere sebep olur insan doğasında?

 

Seksin deneyimlenmesinde alınan haz bu denli yoğunken, bu hazzın yaşanabilmesi ve bu hazzın devamında da yaşamın sürebilmesi için kadının ya da erkeğin bir diğerine bu denli ihtiyaç duyması ve ayrıca cinsel birleşme ile insanın yaratımının gerçekleşmesi sebebiyle egoda cinselliğe karşı böyle bir tepki oluşmasına yol açmış olabilir mi?

 

İki cinsin ortak değerler oluşturabilmesi için kendi değerlerinden bazılarını bırakmaları gerekmektedir. Çünkü ortak değerleri oluştururken, sahip olunan bütün değerler ortaklığa aktarıldığında, uyumsuzluklar ve anlaşmazlıklar ortaya çıkar. Bu yüzden bazılarından vazgeçilmesi gerekmektedir. İnsanlığın var oluşundan beri ortak değerlerin oluşturulması ve bazı değerlerden vazgeçilmesi yönünde savaşlar hala devam etmektedir. Çünkü ego için sahip olunan değerlerin bırakılması o kadar da kolay değildir, çünkü her bir değerden vazgeçme, ego için kendinden bir vazgeçişi, bir nevi ölümü de beraberinde getirir.

  1. ev egonun ölümününde gerçekleştiği evdir. Bu yüzden ölüm ego için korkulacak düşmanlardan biri olarak algılanmaktadır. Var olan şartlardaki her değişim, ego tarafından en az ölüm kadar, varlığına karşı bir tehdit unsuru olarak kabul edilmektedir. Egonun değişime gösterdiği direnç ve değişimin zorla da olsa kendini gerçekleştirmesi, sabit bir burç olan akrep tarafından temsil edilen değerlerle özdeşleştirilmekte, bunun sebeplerinin aranması bakımından da 8. ev önem kazanmaktadır. Ego yaşamsal önem taşıması bakımından engellenemez bir içgüdü olan cinsellik içgüdüsünü engelleyemediği için, bu dürtü doğrultusunda yaşamına devam etmekte ama buna karşı duyduğu yoğun suçluluk kompleksi de bilinçaltına doğru itilmiştir. Ve bu kompleks yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktarılarak güçlü bir kollektif bilinçaltı kültü şekline dönüşmüştür. Karmanın gezegeni Satürn ise egoya yaşamın sürebilmesi bakımından bazı yetkilerin verildiğini ve ama bu yetkilerin her alanda ve daima tekelinde olmadığını söylemeye çalışmaktadır. Satürn kısıtlamalarla kişinin gerçek benliğine ulaşması ve onunla yüzleşebilmesi bakımından, egonun yaşama müdahalesini önlemeye çalışarak geçmişten getirilen yüklerin temizlenebilmesi bakımından karmik bir temizleme yapmaya çalışmaktadır.

 

Ölüm, ortak değerlerimiz, cinselliğimiz, dönüşümümüz, güç arayışımız, sürekli kontrolü elde tutma çabamız ve bu yüzden hiç bitmeyen korkularımız…

 

  1. evi incelemeye başladığımızda aynı zamanda korkularımızın da yattığı ev olduğunu görmekteyiz.

 

Korku, sebebini açıklayamadığımız her şeye karşı duyduğumuz, tıpkı seks dürtüsü gibi engellenemez ve bizi bir gölge gibi takip eden, karanlık ve ruhumuzu tutsak eden, enerjimizi adeta emen ve bilincimizin kontrolünü elimizden kaçırmamıza sebep olan hem tarifi, hem de yaşanması zor bir duygu biçimidir.

Cinsel sorunlar söz konusu olduğunda kişide yoğun olarak korkuların da varlığı gözlenir.

Cinselliğe bakış açısının kendi başına yeterince problem üretmesini bir kenara bırakacak olursak, kişilerin yaşamlarında görülen ve sağlıklı bir yaşam sürülmesini engelleyen ciddi anlamdaki cinsel sorunlar, aşırı cinsel faaliyetler ya da cinsel sapmalar sözkonusu olduğunda 8. evin çok dikkatli incelenmesi gerekmektedir.

Örneğin 8. evde oğlak burcunda bulunan bir Ay, annenin aşırı muhafazakar ve kontrolü seven bir anne olması sebebiyle çocuk tarafından cinselliğin sağlıksız bir olgu olarak algılanmasına sebebiyet vermiş olabilir. Ve bu durum ilerleyen zaman içinde kişiyi aşılması zor yoğun bilinçaltı problemleriyle ve ardından da cinsel problemlerle karşı karşıya bırakabilir. Bir erkeğin haritasında bulunan böyle bir kombinasyon, muhtemelen kişinin bu tarz kadınlara yöneleceğini hatta böyle bir eşin kişinin yaşamına gireceğini gösteriyor olabilir.

Oğlak burcunda bulunan Ay’ ın bir kadının haritasında bulunduğu varsayarsak kişinin anne, annelik ve cinsellik ile ilgili ciddi bir karma sorunu ile yaşama gelmiş olabileceğini ve bu durumun kişinin yaşamı boyunca mücadele vereceği konular olacağını söylemek zor olmaz.

Satürn’ ün 8. evle teması ya da 8. evin yöneticisinin Satürn olması durumunda da buna benzer zorluklarla dolu yaşam dersleri kişinin yaşamında başrolü oynayabilecektir. 8. evin yöneticisinin Satürn olması durumunda eğer Satürn kişisel gezegenlerle temas halindeyse, böyle durumlarda da Satürn’ ün kişiyi ciddi karmik durumlarla karşı karşıya bırakması olasıdır. Ve bu karmik durumlar genellikle de ölüm ve cinsellik temalarıyla iç içe geçmiş yaşam deneyimlerini de beraberinde getirebilecektir. Burda bir yükten kurtulma ve değer arayışı sözkonusu olabilecektir.

 

Pluto nun 8. evle teması daha farklı özellikler getirir. Kişi tüm hedefini ortak kaynaklar üzerinde hakimiyet kurarak gücün elde edilmesine odaklayabilir ve alması gereken dersleri farketmeyerek, cinselliğin amacından şaşmasına ve sadece edinilecek menfaatler için sıradan ama bir o kadar da yaralayıcı bir devinim şekline bürünmesine sebep olabilir. Ama bu durum sağlıklı bir gelişim için elbette ki istenen bir durum değildir. Sadece cinsellik üzerine kurulu bir yaşam anlayışı, diğer yaşam unsurları arasında ki dengeyi de altüst edebilecektir. Bu yüzden kişi yoğun dönüşüm deneyimleriyle yaşamını dolu dolu geçirmek ve her seferinde arınmak için taşları ölüm ve yeniden yapılanmalardan oluşmuş uzun bir yol da yürümek zorunda kalabilecektir. Pluto hedefi insanoğluna göstermektedir ama bunu göremeyen ya da görmek istemeyen insanın bizzat kendisidir. Dönüşümünü gerçekleştirmektense gücü elinde tutmaya çalışmak, egonun kendisine karşı oynadığı oyunlardan birisidir yalnızca. Pluto’ nun olumsuz kullanımının sonucu da, daima ruhsal yıkım ve ardından yeniden yapılanmaya uğraşma olarak gerçekleşecektir.

 

Uranüs’ ün 8. evle temasında ise kişide oldukça farklı cinsel davranış arayışları, cinselliğin sınırlarını zorlayışlar, gelenekselden farklı yeni arayışlar ve sıradışı yaklaşımlar görülür. Bu alanda da tıpkı transit Uranüs’ ün 5. eve temasında ki gibi teknolojinin nimetlerinden faydalanılması da muhtemeldir. Örneğin İnternet ya da telefon üzerinden gerçekleşen ve sanal seks olarak adlandırılan sekse yaklaşım ve deneyimleme biçimi Uranüs’ ün 8. eve temas biçimini oldukça net anlatabilir. Burda kişi bir diğeriyle gerekli olan bedensel teması kurmayarak, Uranüs’ ün aşırı bireyci ve mesafeli tavrına uyumlu bir görüntü sergileyecek, Uranüs’ ün temsil ettiği yüksek teknolojiyi kullanacak ve ayrıca bireyliğini de kaybetmeden ve yeni metodlarla cinsel hazzı yaşama şansına sahip olacaktır. Transit Uranüs’ ün doğum haritasında ki 8. evle ya da 8. evin yönetici gezegeniyle temas kurması da buna benzer davranış biçimlerinin deneyimlenmesine sebep olabilir. Tabii ki bu durum amacından saptığında kişinin toplumdan yabancılaşmasına, yalnızlaşmasına ve -Uranüs’ ün elektrik yüklü bir gezegen olması sebebiyle- kişinin cinsel kökenli sinirsel rahatsızlıklarla boğuşmak durumunda kalmasına sebep olabilir.

 

  1. evde bulunan Neptün ise bu alanda bir karmaşa, kaos ve görünenin ötesinde bir arayış biçimi getirebilir. Ortak paylaşımlar üzerinde kişinin hayal gücünün var olandan farklı bir algılama içine girmesi sebebiyle, kişinin diğerleriyle ortak paylaşımlarının sınırlarında da bir belirsizlik durumu hakim olur. Adeta sınırlar ortadan kalkmıştır. Bu sınırsızlık ve karmaşa, kişinin karşısındaki ile paylaşımlarında yanlış değerlendirmeler yüzünden suistimallerin ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Bu durumda da kişi aşırı idealize etme duygusu ile ya cinsel istismara maruz kalabilir ya da kendisi istismar edici olabilir. 8. ev bizim değerlerimizi gösterdiğinden, kişi bu karmaşık düşüncelerle bazen farkında bile olmadan ve adeta kendini de kandırır biçimde karşısındakinin kaynaklarını kullanmaya yönelebilir; ortak kaynaklarımız sadece cinselliği değil, maddi ve manevi değerleri de kapsar.

 

Özellikle kollektif gezegenlerin aktif olduğu haritalarda seks kaynaklı dönüşüm problemleri oldukça yoğun yaşanmaktadır. Özellikle tüm insanlığı ilgilendiren, seks ve ölüm gibi insanlığın kollektif bilinçaltında bütün azametiyle hüküm süren ve enerjinin boşaltımı ve dönüşümünü temsil eden bu iki yaşamsal bilgi kollektif gezegenlerin açılanmalarında daima başrollerde olacak gibi görünmektedir.

 

Özellikle dönüşümü temsil eden ve akrep burcuyla ilintili gezegen olan Pluto ile devrimleri temsil eden ve kova burcuyla ilintili gezegen olan Uranüs, kişisel gezegenlerinizle kontak kuruyorlarsa, toplumsal değişimler sizi de fazlasıyla etkileyecek ve sizin toplum nezdinde belki de bir adım öne çıkmanızı sağlayabilecek değişim rüzgarlarını yaşamınızda estirmeye başlayacaklar demektir. Bunları yaşamınıza en sağlıklı biçimde geçirebilmek elinizdedir.

 

Doğum haritasındaki evlerin her biri bizim için yaşam alanlarımızdaki önemli temaları belirtir. Hiç bir ev bir diğerinin önüne geçmez, hepsi ayrı ayrı bizim yaşama bakış açımızı ve duruşumuzu belirlemede ortak söz sahibidirler. Doğum haritalarımızda ki 5. ev ya da 8. ev tek başına bizim aşk ve seks yaklaşımımızı belirlemede söz sahibi değildir. Haritada ki diğer unsurlarla birlikte incelenmeleri gerekmektedir. Aşık olduğunuzda ve yaşamınızı bazen hayali de olsa biriyle paylaşır hale geldiğinizde ya da bunlardan hiç birisi yoksa, bütün yaşamınızı, kimliğinizi, duygularınızı ve ardından gelecek bütün deneyimlerinizi etkileyecek bir sürece girmişsiniz demektir. Bu yüzden bütün bunlardan ne şekilde etkilendiğinizi ve bu etkileşimin yaşamınıza ne şekilde yansıdığını dikkatle inceleyin.

Unutmayın ki yaşama tek yönlü bakmakla daima manzaranın küçük bir kısmını görürsünüz.

Daha geniş bir alanı görebilmek istiyorsanız, her yöne dikkatle eğilmeniz gerekmektedir.

Detayların her biri, bir bütünün parçalarıdır; kısaca karmanızın parçaları…

 

Gerçek bütün açıklığıyla önünüzde serildiğinde, görmek için dikkatlice bakmanız, kendinize karşı gerçekleştirmeniz gereken ciddi bir yükümlülüktür. Önünüzde duranı görmüyor ve ısrarla geleceğe bakmaya çalışıyorsanız, görmeye çalıştığınız geleceğin size, gelişiminize ve karmanıza hiçbir faydası olmayacaktır.

 

Aylin Yabanoğlu