İlericilik ve Gericilik Doğuştan mı?

in YAZILAR
18. 09. 21
posted by: Administrator

 

 

İlericilik ve tutuculuk olarak siyasi yelpazenin iki ucunda yer alan siyasi görüşlerin beynimize doğuştan kazınmış olduğunu bilimsel bulgulara dayanarak kanıtlamaya çalışan Teksas’taki Rice Üniversitesi’nden siyaset bilimcisi John Alford iddiasını şu çarpıcı örnekle açıklıyor:
“Muhafazakâr bir insanı ilerici olması için zorlamak, bu insanı mavi gözlü olması için ikna etmeye benzer. Siyasi görüşleri ikna yoluyla değiştirme konusunda biraz daha düşünmemiz gerekiyor.”

Bu görüşü destekleyen kanıtlar giderek güçleniyor. Örneğin ikizler üzerinde yapılan deneylerde, okullardaki din derslerinden nükleer enerjiye ve eşcinsel haklarına dek pek çok konudaki görüşlerin güçlü bir genetik yanı olduğu görülüyor. Hatta seçim günü oy verme ve vermeme kararının bile genlerle ilişkisi olduğu söyleniyor. Konuyu inceleyen sinir bilimciler, işi bir adım daha ileri götürerek, liberal ve muhafazakârların beyinlerinin farklı çalıştığını ileri sürüyor.
 
Yeni bir görüş değil…

Siyasi görüşlerimizin genlerimiz tarafından şekillendirildiği fikri aslında yeni değil. Fakat son yıllarda siyaset bilimcilerinin ilgisini çekme şansını yakalamış. Alfrod, 2005 yılında davranış genetiği konusunda yirmi yıl boyunca sürdürülen çalışmaları inceleyerek, elde ettiği sonuçları bir bilim dergisinde yayımladı. Bu çalışmalar 30.000 ikizin siyasi görüşlerini içeren veri tabanına dayanıyor (American Political Science Review, vol. 99, p. 153). Alford, tek yumurta ikizlerinin siyasi sorulara verdiği benzer yanıtların, çift yumurta ikizlerine oranla, daha fazla olduğunu keşfetti. Bütün bu sonuçlar Alford’a göre siyasi görüşlerin genlerden etkilendiğini gösteren somut birer kanıttır.
Bu sonuçlar pek çok bilim insanı için şaşırtıcıydı. Çünkü evrimsel değişim, yüzyılları kapsayan çok yavaş bir süreçtir. Oysa siyasi görüşler evrime oranla çok hızlı değişim geçirir. Bu durumda insanların, siyasi görüşleriyle ilgili genlerle donanmış olmasının evrim açısından ne gibi bir avantajı olabilir? Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden psikolog Frank Sulloway, kalıtsallığın siyasi görüşleri etkilediğini kabul etmekle birlikte, ortaya atılan iddiaların “tuhaf” ve “zor kabullenir” olduğunu itiraf ediyor: “Komünistlerden hoşlanmama geni gibi bir gene sahip olduğumuzu sanmıyorum. Burada önemli olan bazı genlerin kişiliğimizi şekillendirmesi ve bu kişilik özelliklerinin de siyasi görüşlerle bağlantılı olması.”
2003 yılında New York Üniversitesi’nden psikolog John Jost ve ekibi, 12 ülkeden 20.000 kişiyi kapsayan 88 araştırmayı kişilik özellikleri ve siyasi eğilimler arasıda bir korelasyon olup olmaması açısından inceledi (American Pschologist, vol 61, p 651). Aşırı sağ ile ilişkilendirilen yabancı düşmanlığı gibi bazı özelliklerin açıkça siyasetle bağlantısı olduğu düşünülüyor. Ancak Jost, akla gelmeyen başka bağlantıları ortaya çıkartıyor. Örneğin ölüm korkusunu şiddetle yaşayan insanların tutucu görüşlere sahip olma olasılığının dört misli daha fazla olduğunu ortaya çıkardı. Dogmatik tipler ayrıca daha tutucuyken, yeni deneyimlerden çekinmeyenlerin ise daha ilerici olduğu bulunuyor. Jost’un raporunda bunların yanı sıra muhafazakârların basit ve karmaşık olmayan resimleri, şiirleri ve şarkıları sevdiği belirtiliyor.
 
Kişilik özellikleri ile siyasi görüşler arasındaki ilişki…

Jost, bu sonuçlardan yola çıkarak varolan kişilik modellerine uygun bir yapıyı ortaya çıkartıyor. Pek çok psikologa göre kişilik başlıca beş kategori altında incelenebilir. Bunlar:
 
.  Vicdanlı olma
. Açıklık
.  Dışa dönüklük
. Geçimli olma
. Nevrotiklik
 
Sonuncu özelliğin siyasi eğilimle bir bağlantısının olma olasılığı çok düşük. Oysa vicdanlı olma ölçeği üzerindeki puanlama ile siyasi spektrumun neresinde durduğunuz arasında yakın bir ilişki olduğu görülüyor.
Daha güçlü bir korelasyon, açıklık ve siyasi eğilimler arasında göze çarpıyor. Psikologlar açıklığı yeni düşünceleri kabullenme, belirsizliğe karşı tolerans ve farklı kültürlere ilgi duyma olarak tanımlıyor. Bütün bu özellikler bir araya getirildiğinde, açıklık ölçeğinde yüksek puan alanların ilerici olma olasılığının iki misline yükseldiği görülüyor.
Kişilik üzerindeki genetik etkiler ile farklı kişilik tiplerinin siyasi eğilimlerini birleştirdiğiniz zaman, genetiğin siyasi eğilimleri şekillendirmesi iddiasının pek de yabana atılmaması gerekliliği ortaya çıkıyor. Bu beş kişilik tipi büyük ölçüde kalıtsaldır (Journal of Research in Personality, vol 32, p 431). Çok sayıda araştırma, açıklık puanlarının yarısının genetik farklılıklarının bir sonucu olduğunu gösteriyor. Sosyallik gibi açıklık ile bağlantısı olan bazı özelliklerin beyindeki nörotransmitter düzeyinden etkilendiği biliniyor. Bu kimyasalların düzeyi de kısmen genler tarafından kontrol ediliyor. Dolayısıyla komünistlerden hoşlanmama gibi bir gen bulunmasa bile, açıklığı etkileyen bir dizi gen siyasi eğilimleri de etkiliyor olabilir.

 
Oy verme kararı genetik

Araştırmacılar, bu tartışmadaki boşlukları doldurmak için bir sonraki aşamada siyasi görüşleri şekillendiren genleri ve beyin bölgelerini tespit etmek zorunda. Örneğin bugüne kadar kimse tutuculuk veya ilericilik ile ilgili bir gen bulmuş değil. Ancak San Diego’daki Kaliforniya Üniversitesi’nden siyaset bilimcisi James Fowler, seçim günü evde oturup oy vermeme veya oy verme kararının tek genden kaynaklandığını ileri sürüyor.
Oy verme eylemi kaçınılmaz olarak duygusal bir boyut içerir. Seçmenler genel olarak seçtikleri adaya karşı belirli bir ölçüde güven beslerler. Bu da ayrıntılarıyla bilinen 5HTT ve MAOA genlerinin bu eylemde etkin olduğu anlamına geliyor. Bu iki gen serotonin düzeyini kontrol eder. Serotonin güven ve sosyal ilişkilerle ilgili beyin bölgelerini etkiler. Bu gen versiyonlarına sahip olan bireylerin daha sosyal oldukları gözleniyor. Fowler’in varsayımına göre bu kişilerin oy verme olasılığının daha yüksek olması bekleniyor.
Fowler, sonuçları The Journal of Politics isimli dergide yayımlanan araştırmasında bu varsayımının doğruluğunu kanıtlamaya çalışıyor. 2.500 yetişkin ile ilgili verilerden yararlanan Fowler, serotonin düzeyini düzenleme konusunda etkin bir gen olan MAOA genine sahip insanların, etkin olmayan MAOA genine sahip insanlara oranla oy verme olasılığının 1.3 kez daha yüksek olduğunu gösteriyor. 5HTT tek başına böyle bir etki yaratmıyor. Fakat Fowler, bu genin çevreyle çok karmaşık bir ilişki içinde bulunduğunu keşfetmiş. Spesifik bir dini gruba bağlı insanların oy verme sıklığının daha yüksek olduğu biliniyor.
Urbana-Champaign’deki Illinois Üniversitesi’nden Ira Carmen başka bir gene dikkat çekiyor. Bu, dopamin düzeyini düzenleyen D4DR geni. Yüksek düzeyde dopaminin obsesif-kompulsif adı verilen rahatsızlığı doğurduğu biliniyor.  Carmen, bu nedenle dopaminin dünyaya düzen getirme ihtiyacı ile bağlantılı olduğunu düşünüyor. Eğer bu doğru ise, yüksek dopamin düzeyi ile ilişkilendirilen D4DR geninin tutucularda daha fazla bulunma olasılığı yüksek.
 
Beyin faaliyetlerindeki fark

Gen üzerinde sürdürülen bu araştırmalar, politik görüşlerin kalıtsallığını kanıtlamak için başvurulan tek yöntem değil. Eğer Jost’un kişilik çalışması doğru ise, tutucular ve ilericiler arasındaki farklılık beyin faaliyetlerinin ölçümlerinde de kendini gösterebilir. Örneğin birbiriyle çelişkili bilgileri işleme görevi beyindeki “Anterior Cingulate Cortex (ACC)” denilen bölgede gerçekleşir. İlericiler çelişkili fikirlere daha açık oldukları için bu bölgedeki faaliyetlerin ilerici ve tutucularda farklı olması da kaçınılmaz.
Geçen Eylül ayında New York Üniversitesi’nden sinir bilimci David Amodio bu varsayımını 40 denek üzerinde yürüttüğü araştırmasıyla doğruladı. (Nature Neuroscience, vol 10. p 1246). Sonuçta Amodio, alışkanlık oluşumu kontrolü gibi temel beyin mekanizmalarının tutucu beyin ile muhafazakâr beyin arasında fark yarattığını söylüyor.
 
İddiaya yöneltilen eleştiriler

Bu arada siyaset bilimini biyoloji ile ilişkilendirme girişimleri sert eleştirilere de hedef oluyor. Bir kere kişilik çalışmalarının “şişirme” olduğu öne sürülüyor. Bunun nedeni açıklık gibi nitelikle ilgili özelliklerin göz rengi veya boy gibi kesin olan rakamlarla ölçülememesi. Kişiliği ölçmek için psikologlar, söz konusu özellikle ilgili bir dizi soru hazırlarlar. Örneğin açıklık özelliğini ölçmek için “düşünmeden bazı konuların üzerine balıklama atlar mısınız?” gibi bir soru yöneltilebilir. Ancak testlerdeki bazı sorular, aslında siyasi olan konulara da değinebilir. Yabancılara karşı bir tavır ile ilgili bir soru, doğası gereği siyasi içeriklidir.
North Carolina’daki Duke Üniversitesi’nden siyaset bilimci Evan Charney, kişilik çalışmalarına daha genel bir eleştiri yöneltiyor. Diğerlerinin belirttiği gibi, tutucular ile ilgili ortaya çok da sevimli olmayan bir tablo çıkıyor. Tutucular dogmatik, değişiklikten hoşlanmayan kişiler olarak sergilenirken, ilericiler, açık fikirli ve özgür ruhlu kişiler olarak tanıtılıyor. Charney bu konuda şu espriyi yapıyor: “Jost’un tutuculukla penis boyutu arasında negatif bir korelasyon bulunmasını beklerdim. İlericilerin çoğunlukta olduğu akademisyenlerin tutuculuğu bir hastalık olarak gösterme eğiliminde olmaları son derece anlaşılabilir.”
Sulloway bu son eleştirinin göz ardı edilmesinin zor olduğunu ileri sürüyor. “Tümüyle tarafsız bir tutumla bu konuyu incelemek neredeyse olanaksız. Özellikle kullanılan dilin tüm önyargılardan arınmış olması gerekir. Tutucu akademisyenlerin yürüttüğü çalışmalar da liberallere ilişkin olumsuz öngörüler yer alıyor.”
 
Derleyen: Reyhan Oksay
Kaynak: New Scientist, 2 Şubat 2008,
Alıntı: CBT, 1091-15 Şubat 2008, syf. 8-9
Bu makaleye ulaşmak için: http://media.newscientist.com/data/pdf/press/2641/264128.pdf
 


Yürüyüş

Dalgın dalgın yürüyordu. İçini nedensiz korkular kaplamıştı; sanki çok kötü bir şey olacakmış gibi. Sık sık olurdu bu. Bu duygudan kurtulmak için uzun yürüyüşlere çıkardı ve yürüyüşün sonunda kendini daha iyi hisseder vaziyette eve dönerdi. Korktuğu da olmazdı elbette. [ ... ]

BLOG-NOTDevamını oku...
Asâ Kimin Elinde?

 

Ali Ömer AKBULUT yazdı; Şairin gecekondusu yok artık. İçler acısı hâline aldırmadan şehre inmeye kalkınca da altı sabit kalemlerle çizildi. Şehrin/şehirlinin [okuyucunun]omuzları üzerinde yükseltilip aşağıya; yola fırlatılan şair bir yolunu bulup [oto]yoldan çık[a]maz, [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Bağırsak Sorununun Çözümü Elinizde

 

Özellikle orta yaşlarda görülen İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS), sindirim sistemiyle ilgili bir sorun olduğu için yedikleriniz çok önemli. Yaşam tarzınızı ve beslenme biçiminizi kontrol etmenizde fayda var.


Iritabl bağırsak sendromu en sık görülen sindirim sistemi bozukluğudur. [ ... ]

SOSYAL İÇERİKDevamını oku...
Astrolojide Aşk Başkadır- 2.Bölüm

 

İki kişinin karşılıklı harita uyumunu incelerken, kişilerin birbirlerinin hangi hayat alanlarını canlandırıp, hangi alanlarda sıkıntı ve sorun yaşatacağını ise, kişilerin gezegenlerinin birbirlerinin doğum haritalarında ki hangi evlere düştüğüne bakarak da görmek mümkündür. [ ... ]

ASTROLOJİ YAZILARIDevamını oku...
Buda ve Budizm

 

Budizm'in kurucusu Buda (Guatama, Gotama) ( MÖ.563 - 483 ) Kuzey Hindistan'da Lumbini koruluğunda doğmuş bir filozoftur. Buda “aydınlanmış” anlamına gelir. Budizm'in en güçlü yayılma dönemi Hint Hükümdarlarından Aşoka (MÖ. 273 - 236) zamanına rastlar. Aşoka zamanında Budizm [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Elementlerin Ad ve Sembollerinin Asıl Kaynakları

 

 

Element, Grekçe’de “elementa” kelimesinden türemiştir ve bir merdivenin ilk basamaklarına tırmanmak anlamına gelir. Bir bilim veya metodun ilk unsurları anlamına gelen bu kelime, ayni zamanda kimyada farklı atom yapısına sahip 108 madde türlerine de denilir. Ancak simya, astroloji [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Narsisizm; Yalnızlığın Sidikli Kontesi

Echo and Narcissus - J. W.Waterhouse

 

6 yıl önce kaybettiğimiz değerli şairlerimizden Can Yücel "Sevgi Duvarı" adlı şiirinde, "yalnızlığım benim, sidikli kontesim" derken acaba bir şekilde narsisizmi tarif ettiğini biliyor muydu acaba…?

Ya da bir "pop art" sanatçısı olan Andy [ ... ]

BLOG-NOTDevamını oku...
İkizruhlar - Eşruhlar

Solomae Sananda yazdı;

Ruhun son enkarnasyonunda kişi, ikiz ruhu ile karşılaşır. Bu kişinin kendi içindeki kutupluluğu bütünlemesi, ortadan kaldırması için bir fırsattır. Bütünlüğe dönüşe bir fırsat sağlamak üzere iki ruhsal enerji mıknatıs gibi birbirine çekilecektir. [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Anıların Nereye Ait

Persistence of Memory- Salvador Dali

 

hani çocukluğunun geçtiği o eski evin
önüne çıkarsın tesadüfen
başını kaldırır
pencerelerine bakarsın
ve bir gülümseyiş bırakırsın kapısına
kapıları kapalıdır
zorlarsan açılır belki
korkarsın açıldığında göreceklerinden
anıları
hatırlamak [ ... ]

BLOG-NOTDevamını oku...
Diğer yazılar...