Yağmurun Genleri Bizi de Etkiliyor

18. 09. 21
posted by: Administrator

 

Yağmurun yağması, oksijenin üretilmesinde gizli bir aktör rol alıyor: Gen. Mikroorganizmaların arasındaki en basit ilişki bile tüm canlıları etkileyebilir. Atmosfer, toprak, okyanuslar, buzlar, canlılar... Bunların tümü birbirine hassas dengelerle bağlı; hepsi de tek bir sistemin parçası olarak çalışıyor. Yeni bir dal olan 'Dünya sistem bilimi' bu büyük 'senfoniyi' inceliyor.

Gökyüzündeki bakteriler yağmur ve kar yağmasına mı neden oluyor? Louisiana Eyalet Üniversitesi'nden Brent Christner ve meslektaşlarının Şubat 2008'de Science dergisinde yayımlanan araştırmasına göre, yağışa neden olan bakteriler atmosferde çok yaygın. Bilim insanları, kar ve çoğu yağmur için önce bulutlarda buz oluşması gerektiğini belirtiyor. Ama gökyüzünde saf su yaklaşık eksi 40 derecede donmaya başlıyor. Öyleyse bulutlar daha sıcakken buz (ve dolayısıyla yağış) nasıl oluşuyor? Buz, havadaki toz ve is gibi parçacıkların çevresinde eksi 40 derecenin üstünde de oluşabiliyor. Ancak, Christner ve ekibinin araştırmasına göre toz ve is eksi 10 dereceye kadar etkili. Oysa bakterilerin çevresinde, eksi 2 derecede bile buz kristalleri oluşuyor. Bakterilerin hücre duvarındaki proteinler, su moleküllerini buz kristalinin kafes yapısını taklit edecek şekilde bağlıyor. Böylece, daha yüksek sıcaklıklarda da buz oluşabiliyor.

Tekhücreliler bulut oluşumu gibi yağışları da etkiliyor. Atmosferdeki bakterilerin hücre duvarındaki proteinler, su moleküllerini 'buz kristalinin' yapısını taklit ederek bağlıyor. Böylece, daha yüksek sıcaklıklarda da yağış görülüyor.

Profesör Christner'ın ekibi, dünyanın çeşitli bölgelerinde yeni yağmış karları inceledi. Christner 'İncelediğimiz her kar ve buz örneğinde biyolojik buz çekirdekleri bulduk' diyor. Araştırmada tespit edilen biyolojik çekirdeklerin çoğu, bitkilerde bulunan bakteriler. Rüzgârlarla çok uzaklara taşınabilen bu minik canlıların, yağışlarda önemli rolleri olabileceği, iklim ve tarımsal verimliliği etkileyebilecekleri belirtiliyor. Brent Christner, bu araştırmayı DMS'nin hikâyesine benzetiyor. Bulut oluşturan maddeler salan deniz canlılarının hikâyesine... Bazı deniz mikroorganizmaları kısaca DMS adı verilen dimetilsülfit gazı üretiyor. Dimetilsülfit, yansıtıcı etkisi çok olan bulutların oluşmasını sağlıyor.
İngiltere'deki Genel Mikrobiyoloji Derneği Nisan 2008'deki toplantısında, denizlerdeki mikroorganizmaların yılda 200 milyon tondan fazla dimetilsülfit ürettiğini açıkladı. East Anglia Üniversitesi'nden Dr. Andrew Curson, şunları söyledi: 'Bu gazın birçok etkisi var. Okyanusların üstünde bulut oluşumunu tetikliyor. Bulutlar da, iklimin soğumasına yol açan faktörler arasında...

Oksijenin büyük bir bölümünü üretenler de fotosentez yapan minik deniz canlıları. Warwick Üniversitesi'nden Profesör Nicholas Mann, okyanusların önemli bir kısmında oksijen sağlayan canlıların, 'siyanobakteri' adı verilen tekhücreli bakteriler olduğunu belirtiyor. Nicholas Mann, Mikrobiyoloji Derneği'nin son toplantısında, soluduğumuz oksijenin bir kısmının üretilmesine, bakterilere hastalık bulaştıran virüslerin sebep olduğunu açıkladı. Araştırmacılar virüslerin, fotosentez 'makinasının' parçaları için gereken genetik malzemeyi sağladığını düşünüyor. Biraz daha açalım: Okyanus virüsleri, kendi genleri dışında genler taşıyor.


Yeni yapılan çalışmalar, virüslerin bu genleri bakterilere aktardıklarına işaret ediyor. Profesör Mann, 'Görünüşe göre virüsler gezegenin işleyişinde çok önemli bir role sahip' diyor. Nature dergisinde 2006'da yayımlanan bir araştırma, bir organizmanın genlerinin binlerce organizmayı etkileyebileceğini göstermişti. Northern Arizona Üniversitesi'nden Profesör Tom Whitham yönetiminde yapılan deneylere Amerika ve Avustralya'dan çok sayıda bilim insanı katıldı. Araştırmacılar, kavak ağaçlarındaki tanen miktarını belirleyen genleri mercek altına aldı. Tanen, bitkileri koruyan bir madde. Bilim insanlarının vardığı sonuçlara göre, tanen miktarı kavak ağacı yapraklarının çürüme hızını etkiliyor. Dolayısıyla, toprakların verimliliğini etkiliyor. Projede görev alan Wisconsin Üniversitesi'nden Richard Lindroth, bu çalışmanın mesajları olduğunu söylüyor ve genleriyle oynanan organizmalara dikkat çekiyor: 'Bir gen yerleştirirseniz, (bakteri genini bitkiye yerleştirmek gibi), bu genin karmaşık bir ekosistemdeki milyonlarca genden bir tanesi olduğu gerçeği, geniş kapsamlı etkileri olmayacağı anlamına gelmez.'


'Dünya sistem bilimi', yerkürenin işleyişini inceleyen, nispeten yeni bir bilim dalı. NASA'nın 1983'de Dünya Sistem Bilimleri Komitesi'ni kurmasıyla ortaya çıktı. Bugün NASA bilim misyonunu açıklarken 'Dünya'nın atmosferini, karalarını, okyanuslarını, buzlarını ve canlıları birbirine bağlı, tek sistemin parçaları olarak algılamalıyız' diyor. Dünya sistemi, birbirleriyle karmaşık ilişkileri olan çok çeşitli unsurları içeriyor. Hem hayatla çevre o kadar bağlantılı ki, mikroorganizmalar arasındaki etkileşim gibi basit görünen bir şey bile tüm çevremizi etkiliyebilir. Miami Üniversitesi'nden Profesör Eugene Rankey ve USRA'dan (Universities Space Research Association) Martin Ruzek, Journal of Geoscience Education'da yayımlanan makalelerinde şunları söylüyor: 'Gezegenimizin şartlarını belirleyen ahenkli fiziksel, biyolojik, kimyasal süreçleri anlatmak için senfoni benzetmesi kullanılabilinir. Bir senfonide her aletin diğerleriyle uyum içinde çok sesli müzik yapması gibi hava, su, karanın unsurları ve hayat ahenkle işleyen Dünya sistemini meydana getiriyor.


Milliyet

 

Görsel: Devianart.. by Morpires

Yengeç Burcunun Yasam Serüveni

uzak anılar

yengeçler gibi

çıkıyorlar bir gün batımına

son güneşler son güneşler de düşüyor bak

tüm metal dairelerinle sen çıkıyorsun yaşamıma…

Lale Müldür

Yengeç burcunun yaşam serüveni ve diğer burçlarla olan uyumu ve uyumsuzlukları:

Yengeç burcu yaşamda duyguların [ ... ]

BURÇLARIN SERÜVENİDevamını oku...
Kim Bu Gözcüler?

 

Marc Chagall

 

İbrani mitlerinde ve Tevrat'ta onlara "Nefilim" diyorlar. Eski Mısır'da adları, "Neter". Sümer mitlerinde "Anunnaki" diye geçiyorlar. Diğer yandan "Sümer" sözcügü, "Gözcü'lerin ülkesi" anlamına sahip. Hangi adla anılırlarsa anılsınlar, bütün eski kültürlerde [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Oğlak Burcunun Yaşam Serüveni

 

 

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…
Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

Ahmet Haşim

Oğlak burcunun yaşam serüveni ve diğer burçlarla [ ... ]

BURÇLARIN SERÜVENİDevamını oku...
Eşruhumuzu Nasıl Buluruz?

 

Ertan Yurderi yazdı; Spiritüel konularla uğraşan kişilerin ağzına pelesenk olmuş bir kavram vardır. Eşruh konusudur bu... Bu kişiler hep bir gün eşruhlarıyla karşılaşacakları anı bekler dururlar... Bence bu nosyonun da bir illüzyon olabileceği şüphesi var içimde... Umarım [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Bir Yalnızlık Kıyısıydı Gözlerin

Bir yalnızlık kıyısıydı gözlerin
Issızlığında büyütürdü kendini
Çoğalırdı hiç durmadan
Binlerce göz çıkardı ortasından
Yiter giderdim baktığımda
Ay doğarken
Yürür giderdi bulutlar
Koşardım peşinden
Kayıp düşlerimden
Kayıp da düşerdim
senin acı gerçeğine
Kaygandı durduğum [ ... ]

BLOG-NOTDevamını oku...
Boğa Burcunun Yaşam Serüveni

Sonra saygıyla toprağa oturdum
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben.
                         Bahtiyarım.

Nazım Hikmet

Boğa burcunun yaşam serüveni ve diğer burçlarla olan uyumu ve uyumsuzlukları:

Boğa [ ... ]

BURÇLARIN SERÜVENİDevamını oku...
Dharma, Karma ve Hinduizm

 

Hindular insanlığın en eski metinleri olan kadim "VEDA"ların kutsallığına inanır. Tanrı'nın baki sözleri olan Veda ayetleri yüce peygamberlerimiz "RİŞİ"ler tarafından Tanrısal alemde görülerek ve duyularak bizlere bildirilmiş ilahi zikirlerdir. Rişi'ler evrenlerde istedikleri [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Çakralar

Çakra, Sanskritçe’de tekerlek anlamına gelir, ateş çarkı da denir. Bedenimizin içerisinde çakralar olarak bilinen yedi temel enerji merkezi hormonal salgı bezlerinin ve büyük sinir ağlarının üzerinde ya da çok yakınında olup belirli noktalarda omurgayla kesişirler.

Kadim metinlerde [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Müziğin İyileştirici Gücü

 
Müzikle her geçen gün daha fazla sarılıyoruz. Müzik, sosyal ve hatta ruhsal bir birleşme; gözlerinizin önüne birlikte dua eden yüzlerce din insanını veya stadyumda takımları için tek bir ağızdan marşlar haykıran taraftarları getirin. Müzik aynı zamanda, ruh durumlarını düzenlemek [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Diğer yazılar...