Müziğin İyileştirici Gücü

18. 09. 24
posted by: Administrator

 

Müzikle her geçen gün daha fazla sarılıyoruz. Müzik, sosyal ve hatta ruhsal bir birleşme; gözlerinizin önüne birlikte dua eden yüzlerce din insanını veya stadyumda takımları için tek bir ağızdan marşlar haykıran taraftarları getirin. Müzik aynı zamanda, ruh durumlarını düzenlemek için insanların kullandıkları bir "kendi kendini iyileştirme" aracı.

Müziğin, bizi acıdan alarak sevinçten kendinden geçmeye götürdüğü hızlı akışı kontrol edebilir miyiz? Anında duygusal bir tepki vermeyi sağlayan belirli, herhangi bir akort dizisi, ritim veya cihaz var mıdır?

Müzik üretmeyi ve üretilen müziği beğenmeyi bedenlerimiz mi yönlendiriyor?

Musiki yetenek doğuştan mıdır?

En önemli kuramlardan birine göre, seslerin dizilişini ve bütünlüğünü "müzik" olarak nitelendirmemizi fizyolojimiz yönlendiriyor. Müzikteki en popüler bazı ritimler, vücudumuzdaki ritmik düzenleri yansıtıyor; kalp atışı ve solunum gibi.

New Scientist bilim dergisinin "Müziğin Gücü" başlığı altında, müziği ve onun toplumsal ve psikolojik gücünü bir çok açıdan ele alan bir dizi ilginç yazı yayımlandı. Bu yazıların ana konularını sizlere ileteceğiz.

 

 

 

İki tür şarkı

İngiltere’nin ünlü psikologlarından olan ve müziğin sosyal ve toplumsal psikolojisini de inceleyen John Sloboda’ya göre, müzikteki en önemli duygusal "sinyaller"den bazıları, insanın konuşmasına ses veriyor.

Duygularımızı ifade ederken, sesi alçaltmak gibi konuşmamızla oynarız. Aynı şekilde müzikle de oynadığımızda, müzik duygusal çıkar. Sloboda, insana ait temel duygular tüm kültürlerde ortak olduğuna göre, bu oynamanın da birçok müzik türünün evrensel çekiminin nedenini açıklayacağını söylüyor.

Bir zamanların en büyük hitlerine imza atmış Stock, Aitken ve Waterman üçlüsünden Mike Stock, var olan yalnızca iki tür şarkı olduğunu söylüyor: "Mutlu olduğunuz ve üzgün olduğunuz şarkılar."

Sloboda’ya göre, duygularımızın başlıca özelliği değişmeyi fark etmeye ayarlı olmaları. Bu değişim, aşık olma veya piyango kazanma gibi olumlu, hastalık veya sevdiğimiz birinin ölümü gibi olumsuz olabilir.

Her iki durumda da değişimin mesajı nettir: dikkat!

 

 

Müzikte kültür

Düzenleri, dahası düzendeki sapmaları fark etmede inanılmaz yetenekliyiz. Müzik seste düzen demek olduğuna göre, melodi, yapı ve ritimdeki çeşitliliklerle bizi "ağına almasına" şaşmamak lazım. İnsanlar müzik dinledikçe düzenleri kulaktan öğreniyor ve herhangi bir eğitim olmadan bir sonraki düzenin ne olacağını tahmin edebiliyor.

Bu beklentilerin karşılanmaması halindeyse, müzikal sürprizler kaçınılmaz bir şekilde duygusal tepkilere yol açıyor.

Müziğin bir de tabii ki kültürel öğesi var. Gam, ton ve armoninin kullanımı dünyanın her tarafında değişiktir. Özellikle Batı’da, kültürel değişimler popüler müziği birkaç yıl içinde değiştirebilir. Stock, 1980’lerdeki pop müziğin dakikada 120 olan standart vuruşunun bugün 136’ya çıktığını, bunun nedenini de büyük ölçüde klüplerdeki extasy kullanımı olduğunu söylüyor.

Bebek ve şarkı

Tüm bunların ne kadarı doğuştan? Bazı araştırmacılar, müziğe verilen tüm tepkilerin temelinde tek bir sistem aramakta çekimser. Bunun bir bölümü, beyninde zedelenme yaşayan hastaların müziğe anormal tepkiler verdiğini ortaya koyan çalışmalardan kaynaklanıyor.

Örneğin bir kadın, önceleri kendisine tanıdık gelen melodileri fark etmede sorunlar yaşadı. Kendi müzik arşivinden alınan Albinoni’nin Adagio’su çalındığında hasta bu müziği daha önce hiç duymadığını söylemiş, ancak müziğin kendisini mutsuz ettiğini ve bu hissin de kendisine Adagio’yu anımsattığını eklemişti.

Diğer araştırmacılarsa, bulgular için anne ve bebeklerini inceliyorlar. Bir araştırma, bebeklerin, konuşmalardan çok şarkılara tepki verdiğini ortaya koydu. 6 aylık bebekler, annelerinin şarkı söylemesi karşısında "hipnotize oluyorlardı."

Yaratılıştan gelen müziğe karşı bu ilgi, müzikle tedavileri de destekliyor. Travma, sakatlanma veya hastalık ne olursa olsun, doktorlar herkesin müziği iletişim aracı olarak kullanabileceğini vurguluyor.

 

Müziği yaratmak

Peki ya müziğin yaratılması nasıl bir şey? Blade Runner ve Chariots of Fire filmlerinin müziklerini yapan Vangelis, Stock’tan çok farklı bir türde müzik yapıyor, ancak iki müzisyenin yaratma aşamalarında yaşadıkları büyük benzerlikler gösteriyor.

Her ikisi de, bir hit, ödül alan bir film müziği veya bir şarkı olsun, yaratıcı ilhamın müziğe nasıl dönüştüğü konusunda net değil.

Stock, "bir anda bir şeyler oluyor ve elinde daha önce senin olmayan bir şey duruyor" diyor. Vangelis içinse bu bir "mantıklı düşünmeme sorunu".

Bu, müzisyenlerin kendilerini yükselmiş ve meşgul hissettiği, zaman ve mekan kavramının bulunmadığı, tam bir zihin meşguliyeti durumuna geçtiklerini belirten Sloboda’nın fikirleriyle de benzerlik gösteriyor.

Müzikle her geçen gün daha fazla sarılıyoruz. Bundan kaçamayız. Müzik, sosyal ve hatta ruhsal bir birleşmedir; gözlerinizin önüne birlikte dua eden 1000 Budist’i veya stadyumda takımları için tek bir ağızdan marşlar haykıran taraftarları getirin.

Müzik aynı zamanda, ruh durumlarını düzenlemek için insanların kullandıkları bir "kendi kendini iyileştirme" aracı. Sloboda’ya göre ayrıca, 21. yüzyılda insanlar artık müziği konser salonlarından ve kiliselerden çok arabalarında yaşayacak.

 

Kaynak: www.hurriyetim.com.tr 

 

 

 

 

Bir Kendini Bilme Sanatı; Astroloji - 2.Bölüm

 

 

Bazen bazı gezegenler, doğum haritasında bulundukları konumları yüzünden, kimliğinizi yani Güneş’ inizi rahat ifade etmenizi önleyici durumlar yaratabilirler. Örneğin Güneş’iniz Aslan burcundayken, Mars yengeç burcundaysa, bir Aslan gibi kükremezsiniz, savaşınızı verirken. [ ... ]

ASTROLOJİ YAZILARIDevamını oku...
İlericilik ve Gericilik Doğuştan mı?

 

 

İlericilik ve tutuculuk olarak siyasi yelpazenin iki ucunda yer alan siyasi görüşlerin beynimize doğuştan kazınmış olduğunu bilimsel bulgulara dayanarak kanıtlamaya çalışan Teksas’taki Rice Üniversitesi’nden siyaset bilimcisi John Alford iddiasını şu çarpıcı örnekle açıklıyor:
“Muhafazakâr [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
İzafiyet Kuramı Doğrulandı

 

NASA’nın yer çekimi uydusu “Gravity Probe B”‘nin gönderdiği veriler, ünlü fizikçi Albert Einstein’ın izafiyet (görelilik) kuramını doğruladı.

Bilim adamları, Einstein’ın görelilik kuramının iki etkisini ölçmek üzere aşırı hassas dört jiroskop kullanan Gravity [ ... ]

HABERLERDevamını oku...
Akrep Burcunun Yaşam Serüveni

 

Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu?

Tanrılardan ateş çaldım,

Yüzyıllarca tutuştum, üstüste yandım.

Bir Anka kuşu gibi anne,

Kendimi külümden yarattım.

Yusuf Hayaloğlu

 

Akrep burcunun yaşam serüveni ve diğer burçlarla olan uyumu ve uyumsuzlukları:

Akrep burcu [ ... ]

BURÇLARIN SERÜVENİDevamını oku...
Kahveyle Parasetamolü Karıştırmayın

 

Yeni bir araştırmaya göre parasetamol alırken çok miktarda kafein tüketmek karaciğerde hasara yol açıyor.

Kafein ve parasetamol karışımının karaciğer üzerindeki etkisinin karaciğer yetmezliğine yol açan alkol-parasetamol karşımıyla aynı olduğu belirlendi.
 
Uzmanlar, yıllardır [ ... ]

SOSYAL İÇERİKDevamını oku...
Zamanda Yavaşlama Algısı Gerçek mi?

 

Hayatı tehdit eden bir olay sırasında sürecin Matrix'teki Neo karakterinin yaşadığı gibi ''ağır çekime'' alındığı yanılgısının, olaya ilişkin daha fazla ayrıntının hafızaya kaydedilmesinden kaynaklandığı ortaya çıktı.
ABD'nin Teksas eyaletindeki Houston Baylor Koleji [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Dünyanın En Eski Bayramı: Nevruz

 

Dünyanın en eski bayramı Nevruz, Türk dünyasında Göktürkler’in Ergenekon’dan çıkışı ve 12 hayvanlı Türk takviminde yeni yılın başlangıcı olarak 5 bin yıldan bu yana kutlanıyor. Kimi topluluklar, bu günü Tanrı’nın dünyayı yarattığı gün, kimileri Nuh Peygamber’in [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Astroloji Aşkın Derin Sularında- 1.Bölüm

The Kiss- Gustav Klimt

………

Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil.

………                                Cemal Süreya

 

 

Aşk [ ... ]

ASTROLOJİ YAZILARIDevamını oku...

 

Kanada'da yapılan bir araştırmaya göre, dini meditasyonda, bazı bilim adamlarının savunduğu gibi beynin sadece bir kısmı değil, birçok bölgesi harekete geçiyor.

Montreal Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden Dr. Mario Beauregard ve ekibi tarafından yürütülen araştırmada, 23 ila [ ... ]

HABERLERDevamını oku...
Diğer yazılar...